Gereksiz Antibiyotik Kullanımının Zararları

18 Kasım Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü olarak belirlenmiştir. Ülkemiz Avrupa’da en çok antibiyotik kullanılan ülke konumundadır. Reçetesiz antibiyotik alınamaması, bilinçli antibiyotik kullanımı konusunda farkındalık oluşturulması gibi tedbirlerle antibiyotik kullanımı yılda 250 milyon kutudan, 170 milyon kutuya düşmüştür. Ülkemizdeki her 4 reçeteden birinde antibiyotik yazılmaktadır. Toplam ilaç harcamasının %21’ini antibiyotikler oluşturmaktadır. Antibiyotikler en fazla suistimal edilen ilaçlardır. Denetimin yoğun olduğu Amerika’da bile kullanılan her iki antibiyotikten biri gereksiz kullanılmaktadır.

Bilinçsiz antibiyotik kullanımı sonucunda ilaç yan etkileri nedeniyle karaciğer ve böbreklerde harabiyet gelişmesi, mali kayıplar, antibiyotiklere karşı direnç gelişimine, mantar enfeksiyonlarının oluşumuna, bağırsaktaki probiyotiklerin kaybedilmesine neden olur.

Bağırsaklarımızda bizimle birlikte dostça yaşayan, probiyotik adını verdiğimiz, 100 trilyon yararlı bakteri vardır. Bu probiyotikler sindirimi kolaylaştırır; B-K vitaminlerini üretir; immun sistemi destekleyerek kansere karşı korur; zararlı mikropların çoğalmasını engelleyerek hastalıklardan korur. Bilinçsiz bir şekilde tek bir tane bile antibiyotik aldığımızda %20 oranında bu probiyotiklerin tamamı ölmektedir. Bu probiyotikleri tekrar bağırsaklarımıza geri kazandırabilmek; en iyi organik beslenmeyle bile maalesef 2 yıl içinde mümkün olabilmektedir. Bebekken antibiyotik kullanılması bile yaşamın ilerleyen dönemlerinde probiyotik kaybına neden olarak, enfeksiyonlara karşı duyarlı hale getirmektedir.

Ateş yüksekliği antibiyotik gereksiz kullanımının en sık sebebidir. Antibiyotikler ateş düşürücü değildir. Ateş; bağışıklık sisteminin alarme olması sonucu oluşan, hipertermiyle mikropları, tümörü direk yok eden, immun sistem elemanlarını ortama çeken bizim yararımıza çalışan bir savunma mekanizmasıdır. Ateş yüksekliği enfeksiyona bağlı olabildiği gibi, romatizma hastalıklarında, tümörlerde, hatta ilaç kullanımına bağlı bile olabilir. Bu nedenle ateş yüksekliği olduğu durumlarda ilaç kullanmaktan ziyade; nedeninin saptanarak tedavi edilmesi uygun olur. İltihabi veya ateşli hastalıklardan en sık görüleni üst solunum yolu enfeksiyonu denilen farenjit, larenjit, tonsillit, sinüzit gibi durumlardır. Üst solunum solu enfeksiyonlarının %75’i viral olduğu için ve antibiyotikler sadece bakterileri öldürdüğü için bu durumlarda çoğunlukla antibiyotik kullanımı gereksizdir. İshal vakalarının %10-20’sinde antibiyotik verilmesi gerekir; gereksiz antibiyotik kullanımı probiyotik dengesini olumsuz etkileyeceği için ishalin iyileşme sürecini uzatabilir. Grip, nezle gibi hastalıklar viral kökenli olduğu için antibiyotik kullanımı gereksizdir. Ağır enfeksiyon, sepsis, endokardit denilen kalp zarı enfeksiyonu, menenjit denilen beyin zarı enfeksiyonu, zatürre vs gibi hayati tehdit edici durumlardaysa antibiyotik zaman kaybedilmeden başlanılması gerekir.

Antibiyotikler karaciğer ve böbrek yoluyla vücuttan atılırlar. Bu nedenle karaciğer ve böbrekte tahribat yapabilme durumu vardır. Böbrek ve karaciğer hastalarında, düşük dozlu veya böbrek-karaciğer atılımı olmayan ilaçlar tercih edilmelidir.

Özellikle yanlış antibiyotik kullanımı dirençli mikropların çoğalmasına neden olmaktadır. Şu ana kadar üretilen 100’den fazla antibiyotiğin pek çoğuna mikroplar direnç geliştirmiş durumdadır. Bu dirençli mikroplardan dolayı 2050 yılına kadar tüm dünyada 10 milyon kişinin öleceği tahmin edilmektedir. Tüm dünyada ekomomiye ek maliyeti ise 100 trilyon dolar olacağı öngörülmektedir.Sanıldığının aksine dünyada kullanılan antibiyotiklerin %80’i hayvancılıkta kullanılır. Büyümesinin hızlanması amacıyla kullanılan bu antibiyotiklerin kalıntı ürünleri, hayvanların tüketilmesi durumunda insanları da etkilemektedir. Avrupa Birliği 2006 yılında hayvanlarda büyüme amaçlı antibiyotik kullanımını yasaklamıştır.

Bilinçli ve akılcıl antibiyotik kullanımı doktor kontrolünde başlanılmalı, bakteriyel olduğu kanıtlanan hastalıklarda kullanılmalı, mümkünse geniş etkili antibotiklerden kaçınılmalı, bağırsak probiyotiklerini koruma amacıyla probiyotik-prebiyotik kombinasyonu ile birlikte kullanılması, direnç gelişmemesi amacıyla saatlerine dikkat edilerek kullanılması, erken bırakılmaması önerilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir