HIZLA KİLO KAYBEDERKEN SAĞLIĞIMIZDAN OLMAYALIM!

Son günlerde “Şok diyet”, “Bir haftada 7 kilo kaybeden diyet”, “Çabuk zayıflama” gibi farklı isimlerle sıkça söz edilen hızlı zayıflama, haftada 1 kilodan fazla zayıflama olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ideal kilo kaybı ayda 2-4 kilo olmalıdır.
Düşük kalori, tek tip beslenme, bol su içimi gibi sağlıksız yöntemlere başvurup, bilinçsiz bir şekilde zayıflamak bir çok sağlık problemini de beraberinde getirmektedir.Bahar aylarının yaklaştığı bu dönemlerde fazla kilolarından yakınıyor ve çareyi hızlı kilo verdiren şok diyetlerde mi görüyorsunuz? Hızlı kilo verdiğimizde vücudumüzda ne gibi olumsuzluklar geliştiğinin farkında mısınız?

1. Metabolizmamız yavaşlar
Her insanın bazal metabolizma hızı farklıdır. Cinsiyet, kas ve yağ doku miktarı, yaş, spor, iklim farklılıkları metabolizma hızımızı belirler. Örneğin erkeklerde kas dokusu daha fazla olduğu için aynı yaştaki bayanlara göre ortalama bazal metabolizma hızı 500 kcal daha düşüktür. Günde 800-1000 kalori alınmasını öneren şok diyetler nedeniyle hızlı bir şekilde metabolizma hızımız da aldığımız kalori miktarıyla orantılı olarak 800-1000 kcal/güne düşer. Vücudumuzun % 60’ı sudan oluştuğu için bu tür diyetlerde hücrelerde olması gereken su miktarı azalıp ilk haftalarda tartıda 3-5 kilo verilir. Lakin verilen bu kilo yağdan değil, sudan kaybedildiği unutulmamalıdır. Vücut enerjisiz kalırsa, acil enerji deposu olan karbonhidratları da besinle alamayınca su kaybından sonra proteinleri enerji olarak yakmaya başlar. Yağların yanması ve eritilmesi gerekirken, önce vücuttaki suyumuzu daha sonra da enerji santralleri olan kas dokumuzu kaybederiz. Proteinlerin yıkılması vücudumuzu güçsüz kıldığı için spor yapmaya yetecek kuvveti kendimizde bulamamaya başlarız. Aynı zamanda hastalıklardan koruyan immun sistemin yapıtaşı olan antikorlar protein yapıda olduğu için ve yeterli üretilemediği için enfeksiyonlara karşı savunmasız kalırız. Güçsüzlükten dolayı uzun süre şok diyeti devam ettiremeyip daha sonra eski beslenme alışkanlığımıza döndüğümüzde günlük aldığımız kalori artmasına rağmen metabolizma hızımız hala günlük 800-1000 kcal civarında seyreder. Bu şekilde eski beslenme alışkanlığına dönmesine karşın; metabolizması iki kat yavaşlamış şok diyet mağdurları haline gelmiş oluruz. Su (ödem) ve kas kaybından dolayı ilk haftalarda hızla verdiğimiz kiloları bu nedenle fazlasıyla geri alırız.
2. Cilt sağlığımız bozulur
Hızlı kilo verimi sırasında sporla desteklemediğimizde ciltte sarkmalar ve sonrasında aynı hızla kilo alımı sırasında cildimizde kollajen dokusu aşırı gerildiği için çatlaklar oluşur. Dermatolojik olarak ciltte sarkma, çatlak haricinde saç dökülmesi, tırnak kırılması, ciltte solukluk, göz altı torbalarında şişlik gelişebilir.

3. Su, mineral, vitamin dengemiz bozulur.
Hızlı kilo verimi sırasında hassas denge halinde korunmuş su-mineral dengesi bozulur. Hızlı su kaybı hücre içindeki sıvının mineral içeriğini bozar. Aynı zamanda suda eriyen B ve C vitamini seviyeleri azalır. Mineral ve vitamin dengesizliği halsizlik, kas ağrıları, kramp, titreme, kasılma, unutkanlık, bulantı, saç dökülmesi gibi belirtilere yol açar. Özellikle sodyumun ani değişikliği komaya gidecek kadar bilinç değişikliklerine neden olur.
4. Sindirim sistemimiz bozulur.
Vücut suyunun azalması nedeniyle yediğimiz gıdalardaki su içeriği bağırsak tarafından daha fazla emilmesine yol açar. Bu durum dışkının sertleşmesine, kabızlığa, ıkınırken zorlamaya bağlı basur gelişmesine, anüs kısmında çatlaklar oluşmasına neden olur. Kabızlıktan dolayı bağırsaklardan gaz geçişi yavaşladığı için az yenilmesine rağmen bağırsaklarda şişlik, karın ağrısı gelişir. Aynı zamanda uzun süreli açlık midede asit artımına bağlı gastrit, ülser ve mide kanaması riskini artırır.

5. Safra taşı
Güncel bir çok diyet düşük karbonhidrat, yüksek protein ağırlıklıdır. Protein alımının artması kolesterol yüksekliğine neden olur. Safra taşları en sık kolesterol dengesinin bozulması ile oluşur ve taşın içeriği kolesterolden oluşur. Bu nedenle hızlı zayıflama safra taşı oluşumu riskini artırır.
6. Böbrek taşı, gut riski artar.
Hızlı kilo verilmesi kas yani protein yıkımını tetiklediği için proteinler yıkılırken oluşan ürik asit iki ucu iğneden kesin kristal olarak böbreklerden atılır. Oluşan fazla ürik asidin böbreklerden atılması sırasında böbreklerde birikip böbrek taşı oluşumuna ve ayaklarda birikip gut denilen romatizma hastalığına neden olur.

7. Kalp damar hastalıkları riski artar.
Yeni çalışmalarda ürik asit damar duvarında hasar başlattığı için kalp krizi, felç gibi damar tıkanıklığına neden olduğu da belirtildiği için hızlı kilo verilmesi hem dehidratasyondan, hem ürik asit birikiminden hem de kolesterol dengesinin bozulmasından ötürü damar tıkanıklığı riski artmıştır. Artan kolesteroller kalp damarlarında biriktiği için kalp krizine ve ritim bozukluğuna bağlı bağlı ölümler hızlı kilo verenlerde sık görülmektedir. Vücuttaki sıvının kontrolsüz azalması nedeniyle damardaki su azalınca kan basıncı azalarak tansiyonumuz düşer; kalbimiz organlara ihtiyacı olan kanı gönderebilmek için daha fazla ve daha hızlı çalışmak zorunda kalır. Bu durumda çarpıntı gelişir; çok çalışan kalp daha fazla yıprandığı için kalp yetmezliğine zemin hazırlanır. Aynı zamanda ani kilo kaybına bağlı artan stres hormonları da kalp hızını artırabilir.
8. Hipoglisemi gelişebilir.
Günlük kalori alımının kontrolsüz bir şekilde azalması kan şekerini düşürür. Kan şekerinin düşmesi titreme, terleme, çarpıntı, halsizlik, göz kararması ve baygınlık gibi hipoglisemi belirtilerinin gelişmesine neden olur. Her hipoglisemi atağı sonrasında da dayanılmaz bir yemek yeme isteği belirir.

9. Psikiyatrik ve nörolojik bozukluklar artabilir.
Aç kalmanın verdiği mutsuzluk duygu durumu bozarak depresyona neden olur. Aynı zamanda açlıkta artan stres hormonları sinirlilik, baş ağrısı, uykusuzluk, konsantrasyon zaafiyeti gibi psikiyatrik ve nörolojik şikayetlere neden olabilir.
10. İnsülin direnci gelişebilir.
Hızlı kilo verilmesi sonrasında hızlı kilo alınması sonra tekrar diyete başlanması döngüleri vücutta insülin direnci ve leptin direnci oluşturur. Bunun sonucunda da obezite, şeker hastalığı, karaciğer yağlanması, kolesterol yüksekliği ve tansiyon hastalığı ile karakterize metabolik sendrom gelişmekte ve daha sonraki yapılan diyetlerle kilo verilmesi mümkün olmamaktadır.
11. Kemik sağlığımız bozulur
Protein kaybı, stres hormonu artması, besinsel kalsiyum magnezyum eksikliği gibi nedenlerde ötürü hızlı kilo verilmesi kemik erimesi riskini artırır. Bu durumda boy kısalması, kamburluk, kemik kırıkları, kemik ağrısı gelişebilir.
Unutulmamalıdır ki; metabolizmayı düşüren sağlıksız yöntemlerle hızlı zayıflama mümkündür ama sağlıklı ve kalıcı olmaktan çok uzaktır. Zayıflamaya karar verildiğinde ilk olarak, bunun yaşam biçimi olması gerektiğine ikna olmak gerekir. Diyeti, zayıflayınca bırakılacak bir aktivite gibi düşünülmemeli ve sağlıklı yaşamın bir gereği olarak yaşam tarzı değişikliği olarak görmelidir. Kilo vermeye engel teşkil eden insülin direnci, şeker yüksekliği, tiroid hormon eksikliği, bazal metabolizma hızı yavaşlığı, kortizol gibi stres hormonlarının yüksekliği, gıda intoleransı, metabolizmayı yavaşlatarak bel-basen bölgesinde yağlanma artışı yapan D vitamini, demir eksikliği gibi faktörleri araştırmak için muhakkak bu konuda bir profesyonel destek alınmalıdır. Son olarak diyeti spor ile desteklemeliyiz. Bu sayede hem verilen kilo geri alınmamış olur; hem protein kaybı engellenmiş olur; hem de göbek, koltuk altı, göğüs bölgelerinde oluşan sarkmalardan korunmuş oluruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir