OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ) ÖNLEME VE BESLENME İLKELERİ

Günümüzde ortalama yaşam süresinin uzamasıyla yaşlı nüfus, tüm dünyada artmaktadır. Bu nedenle 50 yaş üzerindeki kadınların yarısında, erkeklerin ise çeyreğinde görülen kemik erimesi her geçen gün önemli bir sağlık sorunu haline gelmeye devam etmektedir. Aynı zamanda yetersiz ve dengesiz beslenme, emilim bozuklukları, gıdaların içeriğindeki minerallerin bozulması, evden dışarı çıkamayan çocukların yetersiz d vitamini almaları nedeniyle genç yaşlarda dahi görülmeye başlanmıştır.
Dünya Sağlık Örgütü, osteoporozu kemiğin kitlesinde azalma ve doku mimarisinde bozulma nedeniyle kırık riskinde artmasıyla karakterize hastalık olarak tanımlar. Özetle kemiğin çimentosunun azalmasına bağlı kırık riskinin artmasıdır.
En önemli nedeni yetersiz güneş ışığı yani D vitamini alınamamasıdır. Aynı zamanda hareketsiz yaşam, kalsiyum, magnezyum, potasyum, C-A-B6-B12 vitamini eksiklikleri, çinko ve folik asit yetersiz alımı, stres, insülin direnci ve artan ilaç kullanımı da kemik erimesi yapar.
Kemik dokusunun büyük kısmını kalsiyum, fosfor, magnezyum sodyum, potasyum gibi mineraller oluşturur. Bu kısım adeta kemiğin çimentosu gibidir. Güneşten alınan D vitamini bu kalsiyum, fosfor gibi mineralllerin bağırsaktan emilimini artırarak, böbreklerden atılımını azaltarak kemiği koruyucu faktör olarak görev alır.
Kemikte en fazla bulunan protein olan tip I kollajenin üretimi sırasında C vitaminine gereksinim vardır. Bu nedenle bol miktarda mevsim sebze ve meyvelerini tüketmek gerekir.
Kemiğin bağ dokusunu oluşturan glikop¬roteinlerin üretimi sırasında A vitaminine gereksinim vardır. Bu nedenle A vitamini eksikliği kemik erimesi yapar. Fakat aşırı A vitamini vücutta birikerek kemik kırığı riskini arttırdığı için dikkatli alınmalıdır.
Stres zamanında üretimi artan kortizol hormonu kemik yıkımını artırır.
Gıdalarla aldığımız asit içeriği idrarla atılır. Çok asidik gıda tüketildiğinde kemikteki kalsiyumu hırsız gibi çalıp, kalsiyuma bağlanarak kemik erimesine neden olur Hazır yiyeceklerde ve gazlı meşrubatlarda fazla miktarda bulunan fosfor; gıdalarla fazla alındığında bağırsaklarda kalsiyumla birleşerek, kalsiyumun emilmesini azaltır ve kemik erimesine yol açar.
Magnezyum eksikliği kemik sağlığı için elzemdir. Çünkü hem tedaviye direçli kalsiyum eksikliği, hem de D vitamininin aktif formuna dönüşmesini engelleyerek kemik erimesi yapar. Bu nedenle erkeklerin günde 420 mg, kadınlarınsa 320 mg magnezyum alması gerekmektedir. Koyu yeşil yapraklı sebze, doğal mineralli maden suları, kuruyemişlerde bol miktarda olduğu için sağlıklı beslenen bir insanda magnezyum takviyesine gerek yoktur. Özellikle alkoliklerde, bağırsakta emilim bozukluğu olanlarda, kemoterapi görenlerde, yaşlılarda, idrar söktürücü ilaç kullananlarda kan düzeyine bakılarak takviye gerekebilir.
Menopozdan sonra östrojen üretimi azalır. Bu da kemik erimesini hızlandırır. Bu nedenle zayıf östojen ihtiva eden keten tohumu gibi gıdaların tüketilmesi faydalı olur.
İnsülin direnci artmış kilo alımı, karaciğer yağlanması, şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, meme, kalın bağırsak, pankreas gibi bazı kanserlerin gelişimini tetkiklediği gibi kemik döngüsünü bozarak kemik erimesini de hızlandırır. Aynı zamanda artmış kilo eklemlere ve kıkırdaklara baskı yaparak kireçlenmeleri de artırır.
Düzenli egzersizin özellikle çalışmalarda kalça kemiklerinde yoğunluğu artırarak kemik erimesini önlediği kanıtlanmıştır.
Düşük sodyumlu, yüksek potasyumlu beslenme alışkanlığı kemik erimesine karşı koruyucudur.

OSTEOPOROZDA KLİNİK BULGULAR
Başlangıç evresinde herhangi bir şikayet yapmadığı için sinsi seyreder. İlerledikçe kemik dokusu zayıflar; kırık oluşumu ve sonrasında ağrı gelişir. Omurga kemiklerinden çökme kırıkları oluşur ama omurgada ağrı olmaz, omurga öne doğru eğrildiği için kamburluk, omurgalar içiçe geçtiği için boy kısalığı gelişir.

TANI
Kemik erimesi olan hastalarda kan tetkiklerinde kalsiyum, fosfor, magnezyum mineralleri normal saptanabilir; fakat d vitamini düzeyi kesinlikle düşüktür. Kemikteki kollajen yıkıldığında ortaya çıkan hidroksipirolin miktarı idrarda yükselir.

Röntgen ancak ilerlemiş kemik erimesi saptayabilir; daha hassas olan ve kemik yoğunluğunu ölçen dansitometri ise 50 yaş altında maliyet nedeniyle önerilmez.

OSTEOPOROZU ÖNLEMENİN YOLLARI
• Unlu ve şekerli gıdalardan kaçınılması (insülin direncinin kırılması)
• Bol taze sebze ve meyve yenilmesi (kemiğin ihtiyaç duyduğu kalsiyum, fosfor, çinko ve magnezyum gibi mineraller ile C vitamini, folik asit, K vitamini gibi vitaminleri sağlar, alkali yapıları ile kemiğin maruz kaldığı asitleri nötralize ederler)
• Aşırı asit içerdiği için katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş rafine gıdaların yenilmemesi
• Ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi omega-6 ve trans yağ asitlerinden zengin yağların diyetten çıkarılması; bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağların (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yenilmesi ve balık yağı (omega-3) takviyesinin alınması,
• Zayıf östrojenik etkisi olan ve omega-3 öncülerinden zengin keten tohumunun kullanılması (özellikle menopoz çağındaki kadınlar için).
• Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenilmesi.
• Fazla fosfor ve düşük magnezyum içerdiği için sütün az tüketilmesi (alınmasa daha iyi olur).
• Aşırı fosfor ve şeker içerdiği için gazlı meşrubatın içilmemesi.
• D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenilmesi ya da D vitamini takviyesi alınılması (Erişkin için günde 2000 ünite, çocuklar için 1000 ünite kullanılması güvenlidir).
• Günde en az yarım saat hızlı yürüyüş ve 3-5 dakika kültür fizik hareketleri yapılması.

TEDAVİ
• D vitamini, kalsiyum, magnezyum, menopozdakilere östrojen hormonu, bisfosfonat
• Diyet değişikliği ve düz yolda, zorlamayacak şekilde yürüyüş
• Kıkırdağı koruyan hyalorinik asit, glukozamin, kondriotin sülfat
• Multi vitamin ve mineral desteği
• Omega 3 (EPA+DHA günde 1000 mg olacak şekilde) desteği
• Kronik enfeksiyonlar ve süreğen hastalıklar yeni kemik oluşumu baskılayarak kemik erimesine katkıda bulunduğu için eşlik eden hastalık varsa kontrol ve tedavisi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir