PLAZA HASTALIĞININ NEDENİ BULUNDU!

“Güneş girmeyen eve doktor girer” atasözünün doğruluğu gün geçtikçe yeni çalışmalarla desteklenmektedir. Adı her ne kadar vitamin olsa da 2000 genin düzenlenmesinden sorumlu olan, hücreler arası iletişimde bulunan ve yaşam kodumuzun gizli olduğu DNA’nın bulunduğu hücre çekirdeğine sinyaller taşıyan D vitamini artık hormon olarak kabul edilmektedir.
D vitamini doğal olarak nasıl alabiliriz?
Ülkemiz güneş gören, ılıman bir iklime sahip olmasına karşın çalışmalarda özellikle doğu illerinde %90 oranında D vitamini eksikliği görülmektedir. D vitaminin %90’ı güneş ışığıyla, %10’u gıdalarla alınabilmektedir. Bu nedenle sadece uygun beslenmek D vitamini ihtiyacını karşılamamaktadır. Ülkemizde Mayıs ve Ekim ayları arasında D vitamini oluşturabilecek UV-B ışınları 11.00-15.00 saatleri arasında yeryüzüne indiği için, en faydalı zaman dilimi bu aralıktadır. Bu saatlerde koruyucu faktör kullanmadan 30 dakika tüm vücut olarak güneşlenildiğinde 20.000 Ü, sadece yüz, diz altı bacaklar ve eller güneşlenildiğinde ise 3000 Ü D vitamini oluşturabiliyoruz. D vitamini yağda eriyebilme özelliğine sahip olduğu için depolanabilmekte ve kış aylarında düzeyi yavaşça azalmaktadır. Sonbahar ve kış aylarında ise somon, sardalya, ton balığı, uskumru, balık yağı, karaciğer, yumurta sarısı, güneş görmüş mantar, süt, peynir, yoğurt, tereyağı, maydanoz, ısırgan otu gibi D vitamini içeriği bol gıdalardan tüketmeliyiz.
Plaza hastalığı olarak D vitamini eksikliği
Çok katlı, güneş görmeyen ofis ortamında çalışan sayısı günümüzde artmaktadır. UV-A olarak adlandırılan sabah ve akşam öncesi güneş ışınları D vitamini üretimine katkısı olmadığı gibi, bilakis üretilen vitaminin yapısını da bozmaktadır. Öğle ışınlarını yetersiz almaya bağlı ofis çalışanlarında D vitamini eksikliği sık görüldüğü için D vitamini eksikliğini aynı zamanda “Plaza hastalığı” olarak da isimlendirilmektedir. Özellikle mesai saati bittikten sonra eve gittiğinizde adımlarınızı taşıyamayacak kadar bitkin, 40 çuval çimento taşımış gibi yaptığı eforla uyumsuz kendini yorgun hissediyorsanız, mutsuz, son günlerde işe konsantre olmakta zorluk çekmeye başladıysanız, dikkatinizi toparlamakta zorluk çekiyorsanız, az yemenize ve düzenli spor yapmanıza rağmen kilo vermekte zorluk yaşıyorsanız D vitamini düzeyinize baktırmakta fayda olacaktır.
D vitamini eksikliği nelere yol açar?
Eskiden sadece kemik erimesi yaptığı bilinir ve halk arasında “güneş vitamini”, “kemik vitamini” olarak adlandırılırdı. Lakin yeni çalışmalarla eksikliğinin 2000 genin eksik veya bozuk çalışmasına neden olduğu saptandı. Bu bağlamda nörolojik olarak unutkanlık, dikkat eksikliği, konsantrasyon zaafiyeti, multipl skleroz, parkinson, yaşlılıkta alzheimer hastalığı, çocuklukta otizm yaptığı kanıtlanılmıştır. Depresyon, bipolar bozukluk gibi psikolojik rahatsızlıklar, kronik yorgunluk, yaygın kas-kemik ağrısı, kemik erimesi, insülin direnci, büyüme gelişme geriliği gözlenebilir. Bağışıklık sisteminin zayıf çalışmasına neden olarak sık tekrarlayan enfeksiyonlar gelişir; özellikle düzelemeden tekrar solunum yolu enfeksiyonları gelişenlerde D vitamini takviyesi faydalı bulunmuştur. Astım, kurdeşen gibi alerjik rahatsızlıklara immun yanıtın abartılı olması nedeniyle neden olur. Şeker hastalığına yakalanma riskini 8 kat arttırır. Bağırsaklardan kalsiyum ve magnezyum emilimini arttırdığı ve böbreklerden atılımını azalttığı için, D vitamini eksikliğinde kalsiyum-magnezyum eksikliği görülebilir. Eksikliğinde metabolizma yavaşladığı için özellikle bel ve basen bölgesinde yağlanma artışı gözlenir; düzenli spor yapmasına ve diyetine uymasına rağmen kilo veremeyenlerin D vitamini düzeyi baktırması önerilir. En sık meme ve prostat olmak üzere 16 ayrı kanser gelişiminde etkisi olduğu saptanmıştır. Hipertansiyon, kalp yetersizliği, kardiyovasküler hastalıklardan korunma açısından önemlidir.
D vitamini fazlalığı tehlikeli midir?
D vitamini birikebilen vitamin olduğu için fazlalığında çeşitli toksisite bulguları gösterebilir: Böbrek taşı, böbrek yetersizliği, yalancı beyin ödemi tablosu, ani kalp ölümü, bulantı, kabızlık, algı bozuklukları, kontrolsüz hızlı kilo kaybı gibi. Bu nedenle kan düzeylerinde eksiklik saptanmaması durumunda gereksiz ilaç kullanımından kaçınılması gerekir. Özellikle son yıllarda D vitamini kullanımı suiistimal edilmekte olup; toksisite açısından alarme olunmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir