RAMAZAN AYINDA KRONİK HASTALIKLAR, YAŞLILARDA ÖNLEM VE UYARILAR

Ramazan ayının yaz sıcaklarına gelmesi, hem sıvı kaybını artırması, hem de 17 saate varan uzun bir açlık dönemine neden olması açısından önemli! Ülkemizde ortalama yaşam süresi 78 yıla çıkması ve 65 yaş üstü olarak adlandırılan geriatrik bireylerin oranın %8.3’e yükselmesi nedeniyle kronik hastalıkların sayısı beklenildiği gibi artmaktadır. Çocuk, gebe, yaşlı ve kronik hastalığa sahip bireyler uzun süreli açlığa ve sıvı kaybına karşı daha duyarlıdırlar.
Yaz orucu gibi uzamış açlık dönemlerinde metabolik hızımız yavaşlayacağı için halsizlik, mide boşalmasında yavaşlama, şeker düşüklüğü olmakta; bu durum ise kronik hastalığı olan bireyleri olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle genel öneri olarak;

Sahurda;
• Sahura mutlaka kalkılmalı ve bol su-sıvı gıda tüketilmelidir.
• Bol gıda tüketmek ile açlık hissi arasında ilişki olmadığı için aşırı yemekten kaçınılmalıdır.
• Tokluk hissi sağlayacağı için glisemik indeksi düşük gıdalar tercih etmeli: Et, süt, yumurta, tuzsuz peynir, tuzsuz zeytin, yeşillik, domates, salatalık, ölçülü olmak koşuluyla beyaz ekmek haricindeki ekmekler örnek verilebilir.
• Glisemik indeksi yüksek olduğu için hızla kana karışarak hızla öğütülen ve bu nedenle hızla acıktıran kavun, karpuz, üzüm, kayısı, incir ve dut gibi yaz meyveleri, tatlı ve şekerli ürünler dikkatli ve az tüketilmelidir.
• Kilo kontrolü sağlamak ve mide-bağırsak kanalı rahatsızlıklarına önlem almak amacıyla yağlı ve ağır gıdalar ölçülü tüketilmelidir.

İftarda;
• 17 saatlik açlığa karşı midenizi hazırlamak için orucu öncelikle 1 bardak su ile açmalı; sonrasında zeytin, hurma gibi lifli, enerji deposu iftariyeliklerden 1-2 tane tüketilmelidir.
• Açlık hissinin artması nedeniyle yemeği hızlı yememeli, ani kan şekeri yüksekliğini müteakiben kan şekeri düşüklüğü, hazımsızlık, karın şişkinliği, mide yanması gibi şikayetlerin yavaş yenilerek önlenebileceği akıldan çıkarılmamalıdır.
• İftariyelikten sonra çok sıcak olmamak koşuluyla 1 kase çorba yavaşça tüketilmelidir.
• Mutlaka salata veya sebze yemeği sofrada hazır edilmelidir.
• Aşırı tuzlu, baharatlı, yağlı, salçalı yemekler, kızartma, turşu, mayalı gıdalardan uzak durmalı; et yemeklerini tencered veya buğulama gibi fırında hazırlamaya özen gösterilmelidir.
• Kan şekeri dengesini bozmamak için iftarda 1-2 dilim pideden fazla yenilmemeli; şerbetli tatlı yerine sütlü tatlı veya elma, armut, şeftali, ayva, çilek, kiraz gibi glisemik indeksi düşük meyveler orucu açtıktan 1.5-2 saat sonra tercih edilmelidir.
• Gün boyunca sıvı kaybını karşılamak adına minimum 2 litre sıvı tüketilmelidir (kalp hastalarında 1-1.5 litre).
• İçecek olarak; asitli gazlı içecekler yerine su, ayran, ıhlamur, nane, rezene çayları, yemekten 45 dakika sonra olmak koşuluyla siyah çay tercih edilmeli; probiyotik dengesini düzenleyerek hazımsızlığı önlemek amacıyla güde 200 ml kefir tüketilmelidir.

MİDE BAĞIRSAK KARACİĞER SAFRA KESESİ HASTALIKLARI
Yetersiz su alımı karın ağrısı, şişkinlik, gaz gibi hazımsızlık şikayetlerine neden olur. Su yerine çay, kahve, asitli içecekler içilmesi reflü denilen ağıza acı su gelmesi, mide yanmasına neden olur. Uzun süreli açlıklarda varolan asidik içerikli mide sıvısı, sindireceği yemek bulamadığı taktirde mide duvarını tahriş etmeye başlar; gastrit ve ülser gelişir. Hazımsızlık, reflü, gastrit, ülser gibi mide hastalarına genel öneriler:
• Bol su içilmeli, vücut susuz bırakılmamalı;
• Yemekten hemen sonra yatmamalı
• Sindirimi kolay, lifli, sulu, zeytinyağlı, sebzeli akdeniz tip beslenme seçilmeli
• Hızlı yemekten, az çiğneyerek yutmadan kaçınılmalı
• Aşırı yağlı, baharatlı, gazlı içecekler, domates, salça, kızartma gibi ürünleri az tüketmeli
• Karında şişkinlik, gaz yakınması olan hastaların süt, süt ürünleri ve glütenden fakir beslenmeleri önerilir.
• Mide problemi olan hastaların büyük bir kısmı hastane acillerine iftarı açtıktan sonra başvururlar. Açlıktan ziyade hızlı yemek, yemek sırasında bol su içimi, mideyi gerecek şekilde çok yemek iftarı açtıktan sonra mide şikayetlerinin artmasına neden olur. Bu nedenle yavaş yemeli, önce su, iftariyelik, sonra çorba, daha sonra da sebze yemeği, salata, et yemeği sırasına dikkat etmeli; yemek sırasında aşırı miktarda su içmemeli, su içimini saatlere yaymalı, çayı yemekten 45 dakika sonra içmeli, tatlı yenecekse hafif tatlılar tercih edilmeli ve iftardan 1 saat geçtikten sonra az miktarda tüketilmelidir.
• Tüm bu önlemlere rağmen yakınmaları devam eden oruç tutan hastaların; doktor kontrolünde mide duvarına tabaka oluşturan, 24 saat boyunca asit üretimini engelleyen, mide boşalmasını hızlandıran, karındaki gazı atan, hazmı kolaylaştıran doğal sindirim enzimleri ihtiva eden ilaçları dikkatli bir şekilde kullanarak oruç tutmaları mümkün olabilir.
• Karaciğer sirozu, akut hepatit, karaciğer kanseri gibi durumlarda hipoglisemiye yatkınlık olduğu için oruç tutulması sakıncalıdır. Halk arasında taşıyıcı diye adlandırılan inaktif hepatit b hastaları oruç tutabilir. Karaciğer yağlanması hastalarının oruç tutması varolan yağlanmayı azaltacağı için önerilir. İntermittent fasting denilen aralıklı açlık isimli beslenme şeklinin kilo kontrolü ve karaciğer yağlanmasının azalması hususunda bilimsel çalışmaları mevcut olup; yurtdışında uygulanmaktadır.
• Ülseratif Kolit, Crohn Hastalığı gibi inflamatuar barsak hastalığında ilaçla kontrol altına alınmış ve uyku döneminde ise ilaçlarını sahur, iftarda alınacak şekilde aksatmamaları koşulu ile doktor kontrolünde oruç tutabilir. Aktivasyon döneminde ise oruç tutulması sakıncalıdır.

ŞEKER HASTALIĞI, İNSÜLİN DİRENCİ, HİPOGLİSEMİ

Tip 1 diyabet hastalarının tamamı ve insülin kullanan tip 2 şeker hastalarının ani kan şekeri düzensizlikleri, şeker düşüklüğü riski nedeniyle oruç tutmaları sakıncalıdır. Ağızdan şeker ilacı kullanımı olan şeker hastalarının açlık-tokluk kan şekeri seviyeleri, son 3 ayın kan şekeri ortalamasını gösteren HbA1c denilen ken seviyesinin makul seviyelerde olması dahilinde, doktoruna danışarak, kullandığı ilaçlar düzenlenerek oruç tutabilir. Sabah aç karnına ilaç kullanan şeker hastalarında hipoglisemi riski olduğu için doktor kontrolünde açlık şeker hapı değiştirilmelidir.
Açlığa tahammülsüzlük, yemekten sonra uyku bastırması ve halsizlik gelişen, kolay kilo alıp, zor kilo veren, tatlı krizleri yaşayan insülin direnci hastaları, uzamış açlığın insülin direncini azaltacağı, leptin duyarlılığını artıracağı için hem şikayetlerinde azalma, hem de kilo vermeyi kolaylaştıracağı için oruç tutması önerilir.
Aç kalındığında soğuk terleme, titreme, halsizlik, göz kararması, baygınlık, çarpıntı gibi belirtiler yaşayan hipoglisemi hastalarının oruç tutması, mevcut hipoglisemi ataklarının sayısını ve şiddetini artıracağı için önerilmemektedir.
Şeker hastaları, insülin direnci ve hipoglisemi hastaları için oruç tutarken genel öneriler:
• Son 3 ay içerisinde ciddi hipoglisemi atağı, tekrarlayan hipoglismei atakları, kontrolsuz diyabet, tip 1 diyabet, aşırı fiziksel aktivite, eşlik eden gebelik, kronik diyaliz hastası olan şeker hastaları çok yüksek risk grubunda olup; orta dereceli şeker yüksekliği, diyaliz gerektirmeyecek böbrke yetersizliği, kalp hastalığı eşlik etmesi, yaşlı, zeka seviyesi düşük, insülin veya aç karnına şeker hapı alınması da yüksek risk grubunda olduğu anlamına gelir; bu durumdaki şeker hastalarının oruç tutmaması daha uygun olur.
• Ramazan ayı gelmeden takip eden doktoruna hem muayene hem de kan tetkik yaptırılmalı; doktora danışarak ilaçların saatini yeniden ayarlamalı,
• İftarda karbonhidrattan, yağdan zengin beslenmemeli
• Yüksek glisemik indeksi olan ve hızla sindirilerek, hızla kana karışan ve çabucak metabolize edilip kan şekerini düşüren gıdalardan uzak durmalı,
• düşük glisemik indeksi olan ve yavaş sindirildiği için tokluk hissi veren, kana yavaş salındığı için kan şekeri düşmesini engelleyen, kilo almayı önleyen gıdalar tüketmeli,
• Oruçu açtıktan sonra susama hissi olmasa bile su içilmeli
• İftardan sonra tatlı yeme isteği olursa hemen yememeli; şerbetli tatlılar yerine, şekeri azaltılmış sütlaç, güllaç gibi sütlü tatlılar tüketilmeli.

SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI

Ramazan ayında sigara içimi genel olarak azaldığı için solunum sistemi hastalıklarının kontrolünde olumlu bir faktör olarak göze çarpar. Nefes açıcı spreyler, buhar tedavileri akciğerden emilemediği, sistemik dolaşıma katılamadığı için orucu bozmaz.
Astım, KOAH gibi hastalarda oruç tutulduğunda ve yukarıdaki reflü önerilerine uyulmadığı taktirde midedeki asit yemek borusuna ilerlediğinde soluk borusunu lokal tahrişe bağlı kuru öksürük, nefes darlığı atakları artabilir.
Astım, KOAH, solunum yetmezliği olan hastalarımıza oruç tutarken uygulayacağı genel öneriler;
• Evler iyi havalandırılmalı, hepa 12-13-14 filtreli süpürgeler ile süpürülmeli, yatılan odada halı-kilim bulundurmamalı,
• polenlerin ve nem oranının fazla olduğu günlerde pencereleri kapatıp, klima ile evi havalandırmalı
• Öğle sıcağında evden dışarı çıkılmamalı
• Açık renkli, geniş elbiseler giyilmeli
• Aşırı fiziksel aktiviteden kaçınmalı
• Ilık suyla duş almalı, gün içinde boyun- el bilekleri, alın, ense suyla serinletilmeli
• Sahurda ve iftarda yemekten hemen sonra uzanmak reflüyü artıracağı için yemekten hemen sonra yatılmamalı
• Hızlı ve fazla yemek reflüyü artıracağı için yavaş ve ara vererek yemeli, mideyi su ile doldurmamalı
• Terlemeyle kaybedilen su balgamı koyulaştıracağı için KOAH hastalarında orucu açtıktan sonra 2-2,5 litre su, aralıklı olarak içilmeli.

BÖBREK HASTALIKLARI

Yaz oruçları hem aşırı sıcaklara bağlı su kaybının çok olması, hem de uzun açlık süresince vücuda su alımı az olması nedeniyle böbrek sağlığı açısından önemlidir.
Evre 5 böbrek yetmezliği hastaları diyaliz veya böbrek nakil operasyonu olduğu için, eşlik eden diğer hastalıkları olduğu için ve çok sayıda ilaç kullanımı olduğu için oruç tutması sakıncalıdır.
Diyaliz adayı evre 4 böbrek yetmezliği hastalarında eşlik eden anemiye bağlı halsizlik, sıvı kaybını müteakiben böbrek yetmezliğinin kötüleşme riski gibi nedenlerle oruç tutması sakıncalıdır.
Evre 1-2-3 böbrek yetmezliği hastaları çok sıvı alabiliyorsa, eşlik eden hastyalığı yoksa kreatinin, üre kontrolü yapılarak oruç tutabilir.
Böbrek yetmezliği olan hastalarda oruç tutarken uyması gereken genel öneriler;
• Sıvı alımına dikkat etmeli, günlük 2 lt sıvı almalı.
• Ramazan ayından önce ilgili doktoruna gidip danışmalı, oruç öncesi kreatinin ve üre düzeylerine bakılmalı, oruç tutarken de testlerin en azından bir defa tekrarının yapılması gerekir
• Su kaybının yoğun olacaği öğle sıcaklarında dışarı çıkılmaması önerilir.

KALP, YÜKSEK TANSİYON, KOLESTEROL HASTALARI

Çeşitli çalışmalarda uzamış açlığın kan basıncını düşürdüğü, tansiyonu kontrol altına aldığı, total kolesterol, trigliserid, LDL isimli kötü kolesterol düzeylerini düşürdüğü, HDL isimli iyi kolesterolü artırdığı, kalbin ve damarların iç yüzeyini döşeyen endotel denilen pürüzsüz kaygan örtünün hasarının engellediğini, inflamasyon ve oksidatif stresi azalttığı saptandığı için yıllardan beri eşlik eden hastalığı olmayan kalp, hipertansiyon ve kolesteral hastalarına yurtdışında intermittent fasting adıyla diyetisyenler tarafından bilimsel olarak önerilmektedir.
İleri evre kalp yetersizliği, yeni kalp damar tıkanıklığı geçirmiş hastalar, felç, şeker, böbrek hastalığı eşlik eden kalp hastalarının oruç tutması sakıncalıdır.
Kalp, yüksek tansiyon ve kolesterol hastaları için genel öneriler;
• Güneşe öğle saatlerinde çıkmamak, çıkıldığı taktirde de koruyucu şapka kullanmak
• İftar ile sahur arasında ağır kalp yetmezliği yoksa minumum 2 litre sıvı alınması
• Tuzlu peynir, zeytin, turşu, maden suyu gibi ürünlerden kaçınmalı, peyniri tuzsuz lor veya dil peyniri olarak tüketmeli, yağı ve tuzu azaltılmış zeytinlerden almalı, ekmeği tuzsuz olarak tüketmeli.

NÖROLOJİK HASTALIKLAR

• Artan yaşla birlikte nörolojik hastalıkların sıklığı da artmaya başlamıştır. Myastenia Gravis, Multiple Skleroz, Parkinson, Alzheimer Hastalığı gibi ilaç kullanımının düzenli olmaması halinde hastalığın belirtilerinin artacağı kronik nörolojik hastalıkların oruç tutması önerilmez.
• Migren hastalarında başağrısı açlıkla tetikleniyorsa oruç tutmamaları; uyku ve yemek düzenine riayet edilmesi, sahura kalkılarak oruç tutulması, migreni artıran yiyeceklerden uzak durulması durumunda başağrısı atakları seyrekleşirse oruç tutmaları önerilir.
• İnme (felç ) geçirmiş hastalar düzenli kan sulandırıcı kullanıyor ve eşlik eden tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kalp ritm bozuklukları, kalp kapak hastalıkları gibi hastalıkları varsa uzamış yaz oruçlarının susuzluğa bağlı damarda pıhtı oluşumunu kolaylaştıracağı gözönüne alınarak oruç tutmaları sakıncalıdır. Fakat yıllar önce felç geçirmiş, fizik aktivitesi iyi, ek risk faktörü ve hastalığı yoksa doktoruna danışarak oruç tutabilir.
• Epilepsi hastalarında açlık, susuzluk, kan şekeri düşmesi, uyku düzeninin bozulması atakları tetikleyebildiği için oruç tutmamaları doğru olur.
• Tüm nöroloji hastaları ramazan ayı başlamadan ilgili doktoruna gidip; oruç konusunda profesyonel destek alması, oruç tutulacağı zaman da ilaçlarının dozajlarının doktor kontrolünde ayarlanması önerilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir