Skip to main content

Dr. Aytaç Karadağ | Fonksiyonel Tıp | İç Hastalıkları Uzman Doktoru

Hashimoto Beslenmeyle Kontrol Edilebilir Mi?

hashimoto ve beslenme ilişkisi

Hashimoto tanısı alan hastaların aklına ilk gelen sorulardan biri şu oluyor: “Doktor bey, ne yesem, ne yemesem?” Bu soruyu o kadar çok duydum ki artık muayenehanede Hashimoto ile birlikte neredeyse standart bir beslenme sohbeti yapıyorum.

Önce şunu netleştirelim. Hashimoto bir otoimmün hastalık. Yani bağışıklık sisteminiz kendi tiroid bezinize saldırıyor. Beslenme bu saldırıyı durduramaz ama yavaşlatabilir, iltihabi süreci hafifletebilir ve tiroidin ne kadar hızlı hasar gördüğünü etkileyebilir. Bu küçük bir fark değil, aslında çok büyük bir fark.

Glüten

Glüten meselesine gelince, bu konuda çok tartışma var. Hashimoto hastalarının bir kısmında glütene karşı hassasiyet bulunuyor. Özellikle çölyak hastalığı ile Hashimoto birlikteliği sanıldığından daha sık. Eğer sürekli şişkinlik, halsizlik, sindirim şikayeti varsa ve bunlar tiroid değerleri normale döndükten sonra da geçmiyorsa glütensiz beslenmeyi denemek mantıklı olabilir. Ama her Hashimoto hastasının ekmekten vazgeçmesi gerekmiyor. Kepekli ekmeği bırakıp glutensiz bisküvi yemek çözüm değil.

Selenyum

Selenyum bu hastalıkta gerçekten önemli bir yer tutuyor. Tiroid bezi vücuttaki en yüksek selenyum konsantrasyonuna sahip organ. Selenyum eksikliğinde bağışıklık sistemi tiroid üzerindeki saldırısını daha da artırıyor. Fındık, ceviz, sarımsak, tam tahıllar iyi birer selenyum kaynağı. Günde iki üç Brazil fıstığı yemek de yeterli selenyum sağlıyor ama bunu bulmak Türkiye’de biraz zor, ona da badem veya cevizle yaklaşabilirsiniz.

Selenyum içeren besinler

İyot

İyot konusu ise çok yanlış anlaşılıyor. İnsanlar “tiroid hastasıyım, iyot almalıyım” diye iyotlu tuz, deniz ürünü, hatta iyot takviyesi almaya başlıyor. Oysa Hashimoto’da fazla iyot ters tepebilir. Bağışıklık sistemini daha da uyararak iltihabı artırabilir. Ne aşırı iyottan kaçınmak ne de iyottan tamamen uzak durmak gerekiyor; dengeli olmak önemli.

D Vitamini

D vitamini eksikliği hemen hemen tüm otoimmün hastalıklarda karşıma çıkıyor, Hashimoto da dahil. Türkiye’de güneşe çıkma alışkanlığı azaldı, kapalı ofislerde çalışıyoruz, üstüne bir de D vitamini emilimini bozan bağırsak sorunları eklenince eksiklik neredeyse kural haline geldi. Hashimoto hastalarında D vitaminini mutlaka ölçtürüyorum ve eksikse takviye öneriyorum.

Şeker ve İşlenmiş Gıdalar

Şeker ve işlenmiş gıdalar ise bu tabloda adeta ateşe körükle gitmek gibi. Rafine karbonhidratlar, paketli atıştırmalıklar, kızartmalar vücuttaki iltihabi yükü artırıyor. Hashimoto zaten iltihabi bir süreç olduğu için bu gıdalar hastalığın seyrini kötüleştiriyor. Bunu söylediğimde hastalar “her şeyi mi bırakayım” diye üzülüyor. Hayır, her şeyi bırakmak gerekmiyor. Ama haftada beş gün işlenmiş gıda yiyip tiroid ilaçlarının işe yaramamasına şaşırmamak da gerekiyor.

Sonuç olarak Hashimoto’da beslenme bir tedavi değil, tedavinin güçlü bir destekçisi. İyi bir beslenme düzeniyle antibody değerlerinin düştüğünü, ilaç dozunun azaldığını, hatta bazı erken dönem hastalarında ilaç ihtiyacının ortadan kalktığını görüyorum. Bu tesadüf değil. Vücuda doğru şeyleri verdiğinizde bağışıklık sistemi de daha sakin davranıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir